Dershane kışından bir pencere

Halenur Kurun

1 Ocak 2017

Bir ses ile uyanış. Uyku mahmuru gözleri yeni bir güne, yeni bir âleme daha açış...

Bir ses ile uyanış. Uyku mahmuru gözleri yeni bir güne, yeni bir âleme daha açış...

Daha güneş doğmamış. Sabah namazı vakti. Sıcak yorganın arasından usulca çıkış ve sırtıma değen soğuk ile ürperme; üstüme bir şey almalı. Uykulu beden ile savrularak usûlca abdest yolunda ilerleyiş ve uyuşuk bedenin suyla buluşması ile uyanışı; gözlerimi tam açabilmek ve aynada bu sabahki beni karşılamak... Her zamanki yöne her zamanki seccadeyi serip bugünün beni ile vazifemi, ihtiyacımı, duâmı, kulluğumu dört rekât ile gerçekleştirebilmiş olabilmeyi ummak. Abdestin verdiği dinçlik tesbihâtın zikir, şükür ve fikirlerine karışırken, gözlerimi ara ara kapatıp açmak. “Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber…”  

Şimdi gözlerimi birazcık dinlendirebilirim belki, çok azıcık ve... Risale okuma sırası ne çabuk bana geldi ansızın (!) Bir sayfa sonrası fihrist-i Kur’ân, Fatiha ve  hep birden ayağa kalkıp uykulu gözler ve emin adımlar ile odalara geri dönüş. Yatağım hâlâ ılık mıdır?

Güneş...
Devamını okumak için tıklayın