Mehmet, o gün sevinçle uyandı.

Mehmet, o gün sevinçle uyandı.

Tatile çıkıyorlardı çünkü. Annesinin hazırladığı çantalara bir göz attı. Köye gideceklerdi ve spor ayakkabılarını unutmamalıydı. Çünkü, geçen yıl tarlaları gezerken, ayak parmaklarının arasından bir böcek çıkmış ve hafif ısırmıştı. Canı çok yanmamıştı, ama ısırığın da kendine göre bir can acısı vardı elbet.

Spor ayakkabılarını çantada görünce rahat bir nefes aldı. Çantayı kapattı ve annesinin hazırlamış olduğu kahvaltıya oturdu.

Annesi bir bardak daha çay koyuyordu ki, birden yan odadan “Guguk, guguk” diyen bir ses duydu.

Her sabah Guguk kuşunun sesiyle uyanıyordu. Birden; guguk kuşunu özleyeceği fikri sardı beynini.

“Anne, guguk kuşumu da götürelim mi?”

“Olur mu oğlum, hem arabada yer kalmadı, hem de sırtımızda taşıyamayız. Üstelik zaten geri döneceğiz. Bırak duvarda asılı kalsın.”

“Ama anne onu özleyeceğim.”

Annesi biraz umursamaz gibi davrandı, “Bir şey olmaz” diye kestirip attı.

*

<...
Devamını okumak için tıklayın