Zeki, gerçekten zeki bir çocuktu.

Zeki, gerçekten zeki bir çocuktu.

En azından arkadaşları öyle diyordu. Bir gün parkta annesinden izin alarak oynamaya gitti. Salıncağa bindi. Demir çubuklu labirentlere girdi. Top oynadı. Koştu, terledi. Sonra da yoruldu. Bir banka oturdu.

Yanında yaşlı bir adam bastonuna dayanmış, oyun oynayan çocukları izliyordu. Yüzü asıktı. Kaşları çatıktı. 

Sonra adam, Zeki'nin bakışlarını fark edince başını çevirip biraz gülümsedi. Ama ağzını açmadı. 

Halbuki gülen insan dişlerini göstermez mi? Zeki'nin bu aklına takıldı. 

"Amca niye gülmüyorsun?"

"Hı?" dedi. "Anlamadım?"

"Hayır, gülümsüyorsun ama ağzını bıçak açmıyor."

"Konuşuyorum ya evlat!"

"Evet ama dişlerini göremiyorum!"

...

"Ne yapacaksın dişlerimi?"

Zeki, hemen dişlerini gösterdi.

"Baak! Ben her gün fırçalıyorum. Bembeyaz, pamuk gibi amca!"

"Demek ailen seninle ilgileniyor?"

"Hayır. Ben kendi isteğimle fırçalıyorum."

"Aferin ...
Devamını okumak için tıklayın