“Zafer kazanmak” ya da “muvaffakiyet” üzerine!

Abdurrahman Dilipak

15 Mayıs 2019

Her Mü’minin Kur’an-ı Kerim’deki ‘Hızlân’ ve ‘Tevfîk’ kelimeleri üzerinde ciddi anlamda düşünmesi gerek. Hemen herkes “Başarı” ve “Kazanmak”tan söz ediyor. Durun hele bir, siz kim oluyorsunuz ve neyi kazanıyorsunuz!? Belam! O “lanet olası” öyle diyordu! Belasını buldu. Oysa o aynı zamanda Hz. Musa ve Harun’dan sonra Tevrat’ı en iyi “bilen”di! Şu veliahdın fetvacısı Sudeysi de benden daha güzel Kur’an okumuyor mu!

Okuyan ve düşünen kaç kişi kaldı! “Bel’am”ı hatırlayın. Onun kazandıkları kendi aklı ve çabalarının ürünü idi değil mi!? Promete de Tanrıdan ateşi çalmıştı!? Mitolojiyi hatırlarsanız, sonra “Pandora’nın Kutusu”nu açınca olan olacaktır.

Bakın bu konu sadece siyasetle ilgili değil, iş dünyası, okul, sporcular, herkesi ilgilendiriyor.

N. Demirkol ve M. Karatay konuyla ilgili bir makalesinde şu tesbiti yapar: “Tevfîk’in olmadığı yerde hızlân, hızlân’ın olmadığı yerde tevfîk vardır. Bu iki kelime birbirinin zıttıdır. Karanlık ve aydınlık gibi...
Devamını okumak için tıklayın

Yeni Akit - Yeni Akit gazetesi köşe yazarları - Abdurrahman Dilipak - Abdurrahman Dilipak'ın son yazısı - Abdurrahman Dilipak'ın son köşe yazısı - Abdurrahman Dilipak'ın yazıları - Abdurrahman Dilipak'ın bugünkü yazısı - Abdurrahman Dilipak'ın bugünkü köşe yazısı - Abdurrahman Dilipak'ın dünkü köşe yazısı - Abdurrahman Dilipak'ın köşe yazısı - Abdurrahman Dilipak'ın dünkü yazısı - Abdurrahman Dilipak'ın tüm köşe yazıları - Abdurrahman Dilipak'ın tüm yazıları - Abdurrahman Dilipak yazıları