Abdurrahman Aydın

:9
“Müşahedesine” güvenen ehl-i tasavvufa, “vahye” dayanan asfi...
Keşif ve müşahede, bazı gaybî hakikatlerin görülerek imanın kuvvetlenmesine medar olsa bile, hakikatı kuşatması mümkün olamadığından, bunlara itimad edenlerin yaptığı hak...

:10
Tevhidde istiğrak: Vahdet-i vücud
Aceleci olan ve test usûlüne çok alışan bu zamanın evlâdı istiyor ki, ne kadar zor ve hassas bir soru olursa olsun, cevapları beş cümleyi geçmesin.Bu cevaplar için...

:16
Tesadüf ve evrim aynasında tevhid
Yıl 2002. İzmir’de, bir cezaevinde derslere giriyordum. Derslerimiz belli günlerde koğuşlarda ve sohbet şeklinde oluyordu.Girdiğim koğuşlardan biri de, 10-15 kişid...

:10
Kullukta zirve: Ubûdiyet-i Muhammediye (asm)
Bir zaman iki arkadaş, onları seven büyük bir padişahın dâveti üzerine onu ziyarete gittiler.Yolculuk uzun ve yorucuydu. Kimine göre kırk gün, kimine göre kırk yıl...

:9
Dâvâ adamının “kişisel bütünlüğü”
Popüler bir tabir olan “Kişisel bütünlük” denilince genelde anlaşılan, kişinin özüyle sözünün bir olmasıdır.Zıddı iki yüzlülüktür. İnsanı etkili, verimli ve güveni...

:6
Gayr-ı menkulden neden zekât gerekmez?
Zekâtın gözden kaçan mühim bir hikmeti, âtıl sermayeyi tükenmekle tehdit ederek onu piyasaya sürdürmektir. Çünkü piyasanın canlanması ve ekonominin rahatlaması, paranın p...

:31
Sosyal tabakaları birleştiren köprü: Zekat
Orucu Müslümanların çoğu tutar; zekâtı ise kaliteli olanlar verir.Zaten onlar zengin olmak için değil, zekât verebilmek için çalışır.1 Onlar için servet gaye değil...

:24
Kendini mana-yı harfî ile sevmek
İnsanın Yaratanıyla irtibatını kurmadan, ona doğrudan “Kendini sev; sen çok özelsin!” diyen sözde “Kişisel Gelişimcilerin” geliştirdikleri şey şahsiyetimiz değil, enaniye...

:10
Gücün ve güçsüzlüğün sırları
İslâma hizmet için elbette güçlü olmak gerekir. Zira Peygamber Efendimiz (asm): “Güçlü mü’min, zayıf mü’minden hayırlıdır” buyurur. 1Peki, gerçekten “Güçlü Mü’min”...

:22
Harika bir duâ: Namaz tesbihâtı
İki çoban sohbet ederken biri diğerine sorar: “Sen padişah olsan ne yerdin?” Arkadaşı cevap verir: “Soğanın özünü yerdim. Peki, sen ne yerdin?” İlk soranın padişah tasavv...

:19
Görünmeyen sahipler: Ricâl-i Gayb
Kutb-u A’zamı, yedileri veya kırkları tanımayanlar, dünyayı kendilerinin yönettiğini sananlar dudak bükse de Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:“Bu ümmeti...

:26
Kaderin her şeyi güzeldir
Bir menkîbe olarak nakledilir: Bir zaman bir genç mürid, Kutb-u A’zam olan şeyhinin abdest almak için dışarı çıkmasını fırsat bilerek merakla onun postuna oturur. ...

:27
Çıkarcı dindarlık ve tüccar kulluğu
Bir zamanlar bir kral, sarayının yolu üzerine kocaman bir kaya koydurdu. Kendisi de, bakalım insanlar nasıl tepki verecek diye sarayın balkonuna oturup seyre koyuldu....

:21
Mi’rac ve Rü’yetullah
Şu kadar var ki, herkes latîfelerinin inkişafı nisbetinde görebilecektir. Bediüzzaman Hazretleri’nin deyişiyle: “Herkes kendi Rabbi kim olduğunu bilecek ve bulacaktır.”...

:21
Necm Sûresi’nin satır araları ve Mi’rac
Mi’rac mu’cizesi, Necm Sûresi’nin ilk âyetlerinde müşahhas figür ve tasvirlerle anlatılıyor gibi görünse de, ifade tarzının gizemine dikkat edildiğinde aslında soyut düşü...

:15
İhlâsın başka bir tarifi
Din hizmetinin ve Risale-i Nur mesleğinin üssü’l-esası ihlâstır. İhlâsın ne olduğu doğru anlaşılmadan, Kur’ân hizmetinin doğru yapılması da mümkün değildir. Peki, ihlâs n...

:16
Her kadın çalışmalı mı?
Şu bir gerçektir ki, bu milletin direği mazbut aile, ailenin direği de kadındır. Kadın fıtrî rollerinden ve yuvasından uzaklaştırıldığı ölçüde aile tehlikededir. Batı bun...

:11
Kürevî, öldürücü deney
Bu deneyin altyapısı 18. asırda dinsizler tarafından hazırlandı. 19. asırda uygulamaya konuldu. Kobay olarak fareler değil, bütün insanlık kullanıldı. Hipotez şuyd...

:28
Risale-i Nur niçin zahiren biraz zordur?
Risale-i Nurlar, İslâmın çağımızdaki güncel ve evrensel sunumudur. Geçerliliğini ve etkisini, sadece ülkemizde değil, dünya ölçeğinde de ispat etmiştir. İlhamını K...

:10
Yedi sema ve kıyamet
“Zerrattan tâ (esirden mamul yedi tabaka) semâvâta ve semâvatın birinci tabakası (olan yıldızlarla dolu bu dünya seması)ndan (itibaren başka âlemlere bakan altı sema ile)...