17 Ağustos 1999.

17 Ağustos 1999.

Görülmemiş şekilde yıkılmıştık.

Deprem bölgesinde taş üstünde taş kalmamıştı.

Bilgi sahibi olmak ve okura aktarmak için uzman aramaya başladık.

Her ulaştığımız profesör “sıra İstanbul'da” diyordu.

Haritaları açıyorlar, İstanbul'u yıkacak fayları gösteriyorlardı.

“8 büyüklüğünde olacak” diyorlardı.

“9 büyüklüğünde olacak” diyen bile vardı.

Profesör Şener Üşümezsoy'un adını ilk o gün öğrendim.

Bir tanıdığımın önerisiyle kendisini aradık, gazeteye davet ettik.

Sağolsun geldi.

Uzun saçları, atletik yapısıyla, profesörden çok kızılderili şefi gibiydi.

Her gelen profesör takım elbiseliyken, o kovboy şapkasıyla geldi.

Aykırıydı.

Profesör algımızı yerle bir etmişti.

Sohbete başladık.

Çok süratli konuşuyordu, dinlerken kelimeleri kaçırıyorduk.

“Sıra İstanbul'da değil” dedi.

Dedim ya, süratli konuşuyordu, yanlış duydum herhalde diye düşündüm, tekrar etti...
Devamını okumak için tıklayın

Sözcü - Sözcü gazetesi köşe yazarları - Yılmaz Özdil - Yılmaz Özdil'in son yazısı - Yılmaz Özdil'in son köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in yazıları - Yılmaz Özdil'in bugünkü yazısı - Yılmaz Özdil'in bugünkü köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in dünkü köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in dünkü yazısı - Yılmaz Özdil'in tüm köşe yazıları - Yılmaz Özdil'in tüm yazıları - Yılmaz Özdil yazıları