Hatıran yeter

Yılmaz Özdil

4 Kasım 2018

Sene 1917.

Sene 1917.
Mustafa Kemal ikinci ordu komutanıyken Diyarbakır'da Semanoğlu Köşkü'nde kalıyordu. İki katlı, geniş eyvanlı, siyah kesme taşlarla örülmüş, tipik Diyarbakır eviydi. Serinlik veren mermer süs havuzunun kenarında otururken yanık bir ses duydu. Baktı o tarafa… Bir grup genç köşkün yanındaki ağaçlık alanda piknik yapıyor, biri gazel okuyordu. Yaverini gönderdi, çağırın dedi. Getirdiler.
Mehmet Celalettin'di.
Henüz 18 yaşındaydı.
Ulu Cami'de müezzindi.
Masasına oturttu, bana türkü okur musun dedi. Dinledi dinledi dinledi, ses, usül, makam muhteşemdi. Elini omzuna koydu, “bak Celal” dedi, “memleketimiz bir gün huzura kavuşacak, sen bu güzel sesinle İstanbul'da plaklara okuyacaksın, o zaman plakların üstüne Şark Bülbülü yazdır, sen gerçek bir bülbülsün.”
Bu samimi teşvik, kehanete dönüştü.
Mehmet Celalettin cesaret buldu, yerel derlemelere başladı, Cumhuriyet'in ilanından sonra İstanbul'un yolunu tuttu, 1931'de plak yaptı, 14 sene önce Mustafa Kemal'in kend...
Devamını okumak için tıklayın

Sözcü - Sözcü gazetesi köşe yazarları - Yılmaz Özdil - Yılmaz Özdil'in son yazısı - Yılmaz Özdil'in son köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in yazıları - Yılmaz Özdil'in bugünkü yazısı - Yılmaz Özdil'in bugünkü köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in dünkü köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in dünkü yazısı - Yılmaz Özdil'in tüm köşe yazıları - Yılmaz Özdil'in tüm yazıları - Yılmaz Özdil yazıları