1999 yılıydı.

1999 yılıydı.

Haziran ayıydı ama, kış gibiydi.

Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu.

Deniz otobüsü saat tam 07.40'ta Mudanya'dan hareket etti.

108 yolcusu vardı; 26 müdahil, 38 izleyici, 12 şehit yakını, 12 yabancı izleyici, 12 gazeteci, 8 yabancı gazeteci.

Kimse konuşmuyordu, herkes dalgın dalgın denize bakıyor, dışardaki kapkara havayı seyrediyordu.

Duruşmaların üçüncü günüydü.

İmralı'ya gidiyorlardı.

Yanaştılar iskeleye, indiler.

Sessizce yürüdüler.

132 kişilik salona girdiler.

Apo getirildi.

Cam kafese oturtuldu.

İşte oradaydı…

Türkiye tarihinin en kanlı terör örgütünün elebaşı.

Süklüm püklüm karşılarındaydı.

12 müdahil avukat, 12 savunma avukatı yerini aldı.

En önce, astsubay eşi gözlerinin önünde şehit edilen, hemşire Yıldız Namdar'a söz verildi.

“Sadece hayat arkadaşımı değil, hayallerimi kaybettim” dedi.

Avukatlar ağlıyordu.

Mahkeme başk...
Devamını okumak için tıklayın

Sözcü - Sözcü gazetesi köşe yazarları - Yılmaz Özdil - Yılmaz Özdil'in son yazısı - Yılmaz Özdil'in son köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in yazıları - Yılmaz Özdil'in bugünkü yazısı - Yılmaz Özdil'in bugünkü köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in dünkü köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in dünkü yazısı - Yılmaz Özdil'in tüm köşe yazıları - Yılmaz Özdil'in tüm yazıları - Yılmaz Özdil yazıları