Turkuaz renkli skorbord’un rakamları…

Yılmaz Özdil

26 Kasım 2020

Üç hafta kadar önceydi.

Üç hafta kadar önceydi.

Hayatımın en çaresiz anlarından birini yaşadım.

Telefonum çaldı.

Arayan, çok saygı duyduğum bir büyüğümdü, babamın arkadaşıydı.

Sevinçle açtım.

Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

Yılmaz bir şey yap, Yılmaz bir şey yap diyor, gerisini getiremiyordu.

Ağabey sakin ol kurban olayım, ne oldu diye soruyordum ama, nafile.

Öylesine paniğe kapılmıştı ki, o dağ gibi adam ağlamaktan konuşamıyordu, gözyaşlarına boğuluyordu, gidemiyorum, haber alamıyorum gibi kelimelerini seçiyordum ama, can kulağıyla dinlememe rağmen ne dediğini anlayamıyordum.

İnanın belki beş dakika dil döktüm, biraz durulur gibi oldu, hâlâ ağlıyordu ama, hiç olmazsa artık sıkıntısını anlatabiliyordu.

Pozitif çıkmıştı.

Dokuz Eylül Üniversitesi hastanesine kaldırılmıştı.

Ama derdi o değildi.

Eşi de pozitifti.

Ege Üniversitesi hastanesine kaldırılmıştı, entübeydi, yoğun bakımda yatıyordu, hayati tehlikesi vardı.

Biri şehrin...
Devamını okumak için tıklayın

Sözcü - Sözcü gazetesi köşe yazarları - Yılmaz Özdil - Yılmaz Özdil'in son yazısı - Yılmaz Özdil'in son köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in yazıları - Yılmaz Özdil'in bugünkü yazısı - Yılmaz Özdil'in bugünkü köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in dünkü köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in köşe yazısı - Yılmaz Özdil'in dünkü yazısı - Yılmaz Özdil'in tüm köşe yazıları - Yılmaz Özdil'in tüm yazıları - Yılmaz Özdil yazıları