Aramızdan ayrılarak yeri doldurulmaz bir boşluk bırakan seçkin gazeteci Uğur MUMCU için yazılıp söylenen anlamlı ve güzel değerlendirmeler mutluluk veren içerikler taşımaktadır. Vefatından bir hafta önce Anayasa Mahkemesi'nde öğle yemeğinde konuğum olan, kendisi için yazdığım bir şiirle duygularımı açıkladığım Mumcu'ya ağabey-kardeş ilişkisini tersine çevirip yalanlarla karşıtlık savında bulunanlara gereken yanıtı yine SÖZCÜ sayfalarında vermiştim. Ağabeyi Ceyhan MUMCU da büyük bir dürüstlükle beni doğrulamıştı.

Aramızdan ayrılarak yeri doldurulmaz bir boşluk bırakan seçkin gazeteci Uğur MUMCU için yazılıp söylenen anlamlı ve güzel değerlendirmeler mutluluk veren içerikler taşımaktadır. Vefatından bir hafta önce Anayasa Mahkemesi'nde öğle yemeğinde konuğum olan, kendisi için yazdığım bir şiirle duygularımı açıkladığım Mumcu'ya ağabey-kardeş ilişkisini tersine çevirip yalanlarla karşıtlık savında bulunanlara gereken yanıtı yine SÖZCÜ sayfalarında vermiştim. Ağabeyi Ceyhan MUMCU da büyük bir dürüstlükle beni doğrulamıştı.
Bugün, onun eski bir arkadaşının yazısını köşeme alarak en iyi duygularla bir kez daha anıyorum:
“SON MEKTUP!
Sevgili Uğur'u, inançlı yüz binlerle ‘Ankara'nın taşına bak' ve ‘Yiğidim uzanmış yatıyor' ağıtları arasında ebedi uykusuna yatırdığımız günden bu yana 26 yıl geçmiş.
Sevgili Uğur, sadece benzersiz bir gazeteci değil, Atatürkçü düşüncenin, lâiklik ilkesinin, Cumhuriyet'in, demokrasinin yılmaz savunucusu ve takipçisi idi.
Gerçi şimdi o vazifesini yapmış...
Devamını okumak için tıklayın