Aile olmak ya da olamamak!

Burak Göral

31 Mart 2018

“Gişe Memuru” ve “Sarmaşık” filmlerinden sonra yönetmen Tolga Karaçelik yeni filmi “Kelebekler”de yine anlamlı, bu sefer de kara mizah bir hikaye anlatıyor.

Üç kardeş meselesi hem edebiyatta hem de sinemada sıkça ele alınır. Ünlü psikiyatrist Alfred Adler'in de eserlerinde sıkça dile getirdiği gibi, ‘aile kavramı' üzerine çalışmalar yaparken üç kardeşli bir ailenin üzerinden kimi ilişkileri okumak, analiz etmek daha elverişli bir hale gelebiliyor.

“Gişe Memuru” ve “Sarmaşık” filmlerinden sonra yönetmen Tolga Karaçelik yeni filmi “Kelebekler”de yine anlamlı, bu sefer de kara mizah bir hikaye anlatıyor.

Üç kardeş meselesi hem edebiyatta hem de sinemada sıkça ele alınır. Ünlü psikiyatrist Alfred Adler'in de eserlerinde sıkça dile getirdiği gibi, ‘aile kavramı' üzerine çalışmalar yaparken üç kardeşli bir ailenin üzerinden kimi ilişkileri okumak, analiz etmek daha elverişli bir hale gelebiliyor.
Mesela üç kardeşli bir ailede, kardeşlerin en küçüğü diğerlerine göre özel bir ihtimamla büyütülmekte. Diğer iki çocuğa göre üzerine titrenilerek büyütülse de hiçbir çocuk ailenin en küçüğü olmaktan pek hazzetmiyor. Her şeyi yapabileceğine herkesi ikna etmeye çalışmak gibi kalıcı bir alışkanlık edinebiliyor çünkü. Güçlü olduğunu göstermek için sürekli ekstra çaba harcıyor.
“Kelebekler”deki üç kardeşin en küçüğü olan Suzan gibi. Özellikle de biraz alkol alınca erkekleşiyor, küfürlü konuşmaya başlıyor, sağa sola sataşıyor kendi...
Devamını okumak için tıklayın

Sözcü - Sözcü gazetesi köşe yazarları - Burak Göral - Burak Göral'ın son yazısı - Burak Göral'ın son köşe yazısı - Burak Göral'ın yazıları - Burak Göral'ın bugünkü yazısı - Burak Göral'ın bugünkü köşe yazısı - Burak Göral'ın dünkü köşe yazısı - Burak Göral'ın köşe yazısı - Burak Göral'ın dünkü yazısı - Burak Göral'ın tüm köşe yazıları - Burak Göral'ın tüm yazıları - Burak Göral yazıları