Ragıp Karadayı Dünkü Köşe Yazısı

"Kusur ve kabahatler benim, hüsn-ü kabul siz büyüklerimin"...
İlk yazısının büyük bir alkışla mükâfatlandırılması Ali’ye büyük destek olmuş, cesaret vermişti.   Ali, öğretmeninin arzusu üzerine kompozisyonunu okuyacaktı. -K...

"Bana cesaret veriyorsunuz inşallah sizi mahcup etmem"
"Muhterem öğretmenlerim, hepinizi hürmetle selâmlar, ellerinizden öperim..."   Birden, Nuri öğretmenin gözlerinin içinde gülümseme belirdi: -Hadi başlayalım… Boş...

Tebessüm etse de keyifsiz bir şekilde dinliyordu Ali...
Nuri öğretmen  birden ayağa kalktı, eline raflardan aldığı kocaman bir kitabın sayfalarını  çevirdi çevirdi...   Ali, öğretmeninin "Biraz rengin soluk" sorusuna ş...

"Sizinle sohbet ettik, nasıl unuturum öğretmenim..."
Abdullah öğretmenin elini öpen Ali; niçin “maşallah” aldığını anlamıştı ve hoşuna da gitmişti...   Hocasının yakınında ve tam karşısında yirmi sekiz, yirmi dokuz ya...

"Güzel memleketimin ne güzel aileleri varmış meğer..."...
“Babam amele, gündelikçi orda burda ne bulursa çalışıyor, anlayacağınız işçilik yapıyor…”   Abdullah Hoca hararetle anlatıyordu: Çocuk şaşkınlığımı anlamış olmal...

"Kızma al şu parayı, bozdur da gel!”
Ali, "Ben borçlanmayı sevmem abi, illa biri borçlanacaksa al simidi, sen bana borçlan” dedi.   Abdullah Hoca, otobüste "Köy Simidi" satan Ali'yi anlatmaya devam edi...

"Zahmetsiz, rahmet olmuyor Nuri Hocam..."
"Evet, yeni gelen Ali isminde bir talebem var, hem simitçilik yaptığını duymuştum."     Abdullah Hoca: - Ne zahmeti Nuri Bey? Herkes sınıflarında bu örnek har...

"Düşmanlar yapmaz bunu! Nasıl üzülmeyeyim Çağrı?"
  "Ben bir garip çocuğum, kime ne yapmışım? Ne isterler anlamıyorum arkadaşım?.."   Sınıf Başkanı Çağrı: - Ne o Ali? Karadeniz’de gemilerin mi battı? Yüzünden...

Duydukları ve yaşadıklarıyla âdeta şoke olmuştu Ali!.....
Sınıfa yelken açmasına sadece yirmi dokuz dakika kalmıştı. Zaman geçmek bilmiyordu…     Nuri Bey: -Yunus Emre hazretleri de şöyle sesleniyor çağlar öncesinden...

Avrupa’nın hileleri bitmez, bizim de aldanmışlığımız…...
"Abdullah Hocam, kadınlarımızın, kızlarımızın büyük ekseriyeti mübarek isimler taşıyor. Ayşeler, Fatmalar..."   Abdullah Hoca, Nuri Bey'e güngörmüş ayakkabı tamirci...

Bir şeyin bol olduğu yerde o şeyin sıkıntısı çekilmez......
  Efendim malumunuz, bir ecdat sözümüz der ki; “Göl yerinden su eksik olmaz…”   Abdullah Bey'le Nuri Bey "dil sohbeti"ne dalmışlardı: - Men, Azerbaycan Türkçe...

"Bir küçük insanın ne kadar büyük olduğunu gördüm..."...
Nuri Hocam, söyletme beni. Hakikaten birkaç gündür kafamı meşgul eden bir şey yaşadım...     Abdullah öğretmen: - Elbette öyledir! Yani hayatın çocukluk, genç...

"Hayat çok kısa Nuri Bey..."
Abdullah öğretmen: “Evet simit ve yanında çay isterdim, hem de köy simidi...”   Gittikçe yükselen güneşin, altın sarısı hüzmeleri; çamların, sedirlerin sık, koyu zü...

Dünya hayatı pek kısa, kötüler ve iyiler iç içe......
  "Ne güzel insanlar yaşamış, ne kıymetli miras bırakıp göçmüşler bu fâni dünyadan..."     Ali, bu mana içinde mana yüklü sözlere karşılık vermedi, ...

"Sözler, bazen taştan da beter acıtıyor babacığım!"...
"Şunu da söyleyeyim ki: Güzel sözler sıcak demir gibidir; vaktinde söylenmezse soğur, taş olur.”   Birer bardak çay içip baba oğul evlerinin yolunu tuttuklarında ...

“Koca dadaş ağa, bize bir çay bile içirmedi…”
  "Fırının bir köşesinde daima fokurdayan bir çaydanlığımız var zaten. Bize düşen; bir bardağa boşaltmak."   Babası, Ali'nin "horoz ne kadar sıkılmıştır" s...

“Kim bilir bu âfet, ne canlar yakacak?” dedi Küçük Ali......
Yanı başında durmadan bir şeyler okuyan babacığı, bu olup bitenleri görmezlikten geliyordu.   Köy yerlerinde kimi zaman kuraklık, kıtlık, bazen de yağmur, dolu, s...

“Rahmet olup herkesin üzerine yağacağım inşallah...”...
Kitabın sayfalarını bir kelebek hassasiyetiyle okşayarak kapatıp göğsüne bastırdı Ali...   Ali, kitaptan bir türlü kendini alamıyordu. Okumaya devam etti: Adam, ...

"Belli etmeden hâlâ pürdikkat onları seyrediyorum..."
Baba kısık sesle: “Abi, başka bozuk paramız da yok, tüh eksik kaldı. Hakkını helâl et ne olur!” dedi...   Sağa sola bir göz attıktan sonra kitabı okumaya devam etti...

“Aa! Bu da simitçiymiş!”
  Poşetinin köşesine sıkıştırdığı, Nuri Öğretmenin verdiği küçük, resimli kitapçığı çıkardı.   Muhtemelen bugün pencerelerin dibine sinen çocuklar, duyurmak iste...