Ragıp Karadayı Bugünkü Yazısı

"Bir adam, otlardan birinin dalında, bir koza görür..."...
  Kelebek, hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirecekti.   Yusuf Ali'ye döndü ve şu nasihati yaptı: - Onlara t...

Belli belirsiz sesler duyunca gayriihtiyari ayağa fırladı!.....
Kalbi hızla çarpıyordu Şükriye’nin. O hiçbir zaman anlamayacaktı olup bitenleri...     Şükriye: -Öyle deme Bey! Bir düşünsene, bu yaşta başlarında biz olmasay...

"Paha biçilmez mücevher gibi evlatlarımız var elhamdülillah"...
    Bu saadet tablosunun bitmesini hiç istemiyorlardı. Küçüklerini uyutup cemaatle yatsı namazlarını kıldılar...   Gündüz dere kenarındaki yeni filizlenmiş ıs...

“Haydi çabuk ol baba, ne zamandır seni bekliyorduk”
Koşarak gelen çocuklar da babalarının paçalarına sarılmış, çekiştiriyorlardı ha bire...   Çocuklarıyla birlikte köyden ayrılırken her şeyiyle bitikti Yusuf. Seksen ...

Çoğu gitti azı kaldı biraz daha sabır…
İçeride yenecek bir şeyler vardı ve çocuklar sabırsızlıkla babalarını bekliyordu.   Neredeyse serinlemeye başlamış olan havayı soluyarak kapıya kadar geldi. Yangın ...

Yusuf, hanesine yaklaştıkça daha bir heyecanlanıyordu......
Büyük bir muharebenin içinden geçerek evine dönen yorgun bir asker gibiydi.   Yanından geçtiği bir grup insana selâm verdi, kimselerin umurlarında değildi ki, alan ...

Yusuf üstelemedi, zaten açlıktan karnı gurulduyordu
"Haklıymışsın! 'El elden üstünmüş' derlerdi, inanmazdık. Boş söz değilmiş. Hadi bir çayımızı iç."     Yusuf, kalkık vaziyette olan kalasların altına ikinci defa ...

Yorgun gözleri yol kenarındaki büyükçe bir boşluğa kaydı......
Kafasındakileri topluyor, çıkarıyor, çarpıyor, bölüyor ama problemlerini bir türlü çözemiyordu Yusuf...   “Ne kadar hoş bir insandı, nur içinde uyu…” dedi, yürüdü.....

“Bizim imtihanımız da böyle” diye geçirdi içinden......
Çok acı çekiyor, kendini çocuklarına karşı affedilmeyecek kadar mahcup hissediyordu Yusuf...   İşten kaçınmaya, yükten kurtulmaya, zorluğun üstesinden gelinmek ...

"Bundan sonra bizim evde aç yatan olmayacak ana!"
"Oğul, insan bozulursa, işte bunun çaresi yoktur! Korkumuz, derdimiz, üzüntümüz de budur…"     Peşine koşup sahiplenemedikleri müddetçe günah belledikleri haki...

"İnsanın ahlâkı bulunduğu muhite göre de şekillenir hanım......
"Cenâb-ı Allah, hepimizi hem iyi insanlardan eylesin, hem de iyilerle..."   Fırıncı anlatırken çok duygulanmıştı. Yutkundu ve anlatmaya devam etti: -Bakkalın d...

"Çocuktum, bir gün komşu bakkala gitmiştim..."
Olup bitenleri merakla seyrediyordum... Adam muzun ve narın fiyatını sordu...   Fırıncı, bizzat yaşadığı bir hadiseyi anlatıyor, hanımı da pürdikkat dinliyordu: ...

"Bu simitler ve ekmekler sana hediyemdir evlat..."
"Çok teşekkür ederim efendim. Ben de böyle bir iş yapabileceğimi söylemek için gelmiştim."   Fırıncı bir soluklandı ve tane tane anlatmaya devam etti: -İşte bu g...

“Başa gelmedik iş, ayağa değmedik taş olmaz evlat”...
"Kusurumuza bakmayın efendim, yeni nesil eskileri anlamıyor, eskiler de yenileri..."   Fırıncı: - Maşallah pek çabuk geldin evlat. - Vazife vaktinde yapılmalı...

"Çekinme evlat! Sen Dadaş Yusuf’un oğlu olmalısın..."...
Uzun zaman ağaca yaslanmış Ali’yi içeriden takip eden fırıncı, sessizce yanına yaklaştı.   Ali, içeri girip girmemekte tereddüt yaşıyordu. Dayandığı ağaçtan önündek...

“Maksadının delisi olmayan, hedefine ulaşamaz oğlum...”...
Ali'nin bütün düşüncesi annesine ve kardeşlerine yiyebilecekleri bir şey götürmekti.    Büyükler hep derdi ki; "Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz…" Evet, bir v...

Evden çıktığından beri kafası suallerle doluydu Ali’nin......
Anacığının ifadesine göre; “Büyük yerin canavarı da kocaman olurmuş” dedi, yürüdü.   Yakındaki parkın banklarından birinin köşesine oturdu; elini gözlerine siper ed...

Kafasına koyduğu bir iş için annesinden müsaade istedi...
Babacığı henüz dönmemişti. Alışıktılar bu duruma. Zaten erken geldiği de nadirdi.   Henüz tomurcuğa durmuş otlarla kaplı yerler, tavuk ve horozlarla doluydu. Böce...

Ali'yi kıskandığı aşikârdı!..
Yılmaz, her biri ceviz büyüklüğündeki taşları gizlice ceplerine doldurdu!..     Yılmaz, Ali’nin lakabını “Rahmet” koymuştu artık. Sınıfta Rahmet aşağı, Rahmet ...

Ali, hem sınıfını hem de öğretmenini pek sevmişti
Her tarafa, hoş bir bahar serinliği hâkimdi. İlk gün rüyalar âlemindeymiş gibi çabuk geçmişti.   Ali, sağa sola bakındı, kimsecikler görünmüyordu ortalıkda. Aklın...