Selam olsun Diyarbakır analarına!

Muhsin Kızılkaya

11 Eylül 2019



O her tarafından kan sızan 90’lı yılların ortaları falandı. Memleketimi ziyaret etmeyeli bir hayli zaman olmuştu. Dağlarını özlemiş, suyuna hasret kalmıştım. Gidemiyordum. Sonra bir gün, “her hasretle baş edilebilir bir tek anne hasreti hariç” duygusu baskın gelmiş olmalı ki, bir Kurban Bayramı’nda kalktım gittim oralara. Bir şey olmaz, o hasretin zırhı korur beni dedim.
Annemin yaşadığı mahalleye girer girmez, farklı bir havayla karşılaştım. Belli ki mahallede ölüm vardı. Ağır bir matem kokusu sinmişti her yere.
Gider gitmez haberi verdiler; evleri annemin eviyle bitişik Esma Teyze ölmüştü.
İlkokuldan sınıf arkadaşım, aynı zamanda adaşımın annesiydi Esma Teyze. Yatılı Bölge Okulunda iki yıl beraber okumuştuk oğlu Muhsin’le. Bir sabah ağır ateşler içinde uyanmıştım. Yatakhaneden çıkarmadılar. Tek başıma yatıyordum ranzada. Bir ara baktım Muhsin geldi, bu saatte yatakhaneye çıkmak yasaktı. Belli ki nöbetçi öğretmeni atlatmıştı. Elinde ince uzun bir şişe vardı, şişenin iç...
Devamını okumak için tıklayın

Habertürk - Habertürk gazetesi köşe yazarları - Muhsin Kızılkaya - Muhsin Kızılkaya'nın son yazısı - Muhsin Kızılkaya'nın son köşe yazısı - Muhsin Kızılkaya'nın yazıları - Muhsin Kızılkaya'nın bugünkü yazısı - Muhsin Kızılkaya'nın bugünkü köşe yazısı - Muhsin Kızılkaya'nın dünkü köşe yazısı - Muhsin Kızılkaya'nın köşe yazısı - Muhsin Kızılkaya'nın dünkü yazısı - Muhsin Kızılkaya'nın tüm köşe yazıları - Muhsin Kızılkaya'nın tüm yazıları - Muhsin Kızılkaya yazıları