‘Kara bulutların fırtınayı taşıdığı gibi, kapitalizm de savaşı taşır’

Kavel Alpaslan

2 Nisan 2022

Savaşlar hakkında yapılan bilgisayar oyunlarını bilirsiniz. Takip ettiğiniz senaryo genelde aynıdır, sağa sola operasyon düzenleyip bir yerleri ele geçirirsiniz. Tek değişen öldürdüğünüz adı sanı belli olmayan düşmanların ten renkleri ve konuştukları dillerdir. İster geçmişte ister gelecekte geçsin çoğu oyun böyledir.

Savaşlar hakkında yapılan bilgisayar oyunlarını bilirsiniz. Takip ettiğiniz senaryo genelde aynıdır, sağa sola operasyon düzenleyip bir yerleri ele geçirirsiniz. Tek değişen öldürdüğünüz adı sanı belli olmayan düşmanların ten renkleri ve konuştukları dillerdir. İster geçmişte ister gelecekte geçsin çoğu oyun böyledir.

‘Battlefield’ isimli oyun da bu türün ilk akla gelen örneklerindendir. Yeri gelir geçmişe gidip komünist Vietnamlılarla savaşırsınız, yeri gelir geleceğe gidip Ruslarla ya da Çinlilerle… Fakat onlarca farklı savaşı işlediği versiyonu bulunan Battlefield, mevzu Birinci Dünya Savaşı'na geldiğinde istisnai bir anlatı tercih eder.

Battlefield I isimli bu oyun, savaşı diğer versiyonlara göre çok daha insancıl bir şekilde ele almaktadır: Bir askerin savaş travmalarıyla başlayan hikâye, sıradan askerlerin anlamsız ölümleriyle devam ediyor. Hatta girişte izlediğiniz jenerikte şöyle bir hatırlatma yapılıyor: “Altmış milyonu aşkın asker ‘Tüm Savaşları Sona Erdire...
Devamını okumak için tıklayın