Hakikat mücadelesi

Mecit Ünal

22 Kasım 2018

“Hakikat” kavramı dindışı felsefe, bilim ve sanatta belirleyici bir yaklaşım olmadan önce “Tanrı’ya/Hakk’ka ait olan” anlamında kullanılıyordu. Bu anlamda da gerçek ve gerçeklik dediğimizde anlaşılan kadr-i mutlak olan, değişmez olan, Tanrısal olan şey idi.

“Hakikat” kavramı dindışı felsefe, bilim ve sanatta belirleyici bir yaklaşım olmadan önce “Tanrı’ya/Hakk’ka ait olan” anlamında kullanılıyordu. Bu anlamda da gerçek ve gerçeklik dediğimizde anlaşılan kadr-i mutlak olan, değişmez olan, Tanrısal olan şey idi.

Avrupa’da 1789 Fransız Devrimi, Türkiye’de 1923 Cumhuriyet Devrimi yalnızca Tanrı’ya/Allah’a ve onun yeryüzündeki gölgesi Krala/Sultana ait olan -felsefenin öteden beri tartışageldiği- “hakikat”i kadr-i mutlak olmaktan çıkarıp meclis eliyle topluma, bilim insanı ve sanatçılar eliyle de bilim ve sanata iade etti.

Bin bir meşakkatle gerçekleşen bu iade edilişin, bir başka deyişle hakikat mücadelesinin tarihini Türkiye’de Tanzimat sonrası ilk aydın hareketine, ilk aydın eylemine kadar uzatabiliriz... “Ey ahali-i fazlın reis-i cumhuru” diyecek kadar gözüpek Şinasi, salt kendisi olarak değil tüm Osmanlı aydınları adına yazıyordu Mustafa Reşit Paşa’ya: “Bir ıtk-namedir insana senin kanunun/Bildirir haddini sultana senin...
Devamını okumak için tıklayın

Aydınlık - Aydınlık gazetesi köşe yazarları - Mecit Ünal - Mecit Ünal'ın son yazısı - Mecit Ünal'ın son köşe yazısı - Mecit Ünal'ın yazıları - Mecit Ünal'ın bugünkü yazısı - Mecit Ünal'ın bugünkü köşe yazısı - Mecit Ünal'ın dünkü köşe yazısı - Mecit Ünal'ın köşe yazısı - Mecit Ünal'ın dünkü yazısı - Mecit Ünal'ın tüm köşe yazıları - Mecit Ünal'ın tüm yazıları - Mecit Ünal yazıları

Aydınlık - Mecit Ünal Son Köşe Yazıları: