Bektaşi’ye “en iyi neyi bilirsin” diye sormuşlar, “haddimi bilirim” demiş. Bu tasavvufi kültürden geriye pek bir şey kalmamış olmalı ki Türkiye artık bir had bilmeme ülkesidir. Had bilmek, başkasının işine burnunu sokmamak, başkasının özel hayatına, inancına, fikrine, yetkisine, sorumluluğuna saygı duymak demektir. Gündelik yaşam, iş hayatı, sanat dünyası, siyaset… Her yer sınırlarını bilmeyen insanlarla dolmuş haldedir. Üstelik memleketimizde nerede durması gerektiğini bilmeyen sadece insanlar değildir, kurumlarımız da had hudut konusunda pek problemlidir.

Bektaşi’ye “en iyi neyi bilirsin” diye sormuşlar, “haddimi bilirim” demiş. Bu tasavvufi kültürden geriye pek bir şey kalmamış olmalı ki Türkiye artık bir had bilmeme ülkesidir. Had bilmek, başkasının işine burnunu sokmamak, başkasının özel hayatına, inancına, fikrine, yetkisine, sorumluluğuna saygı duymak demektir. Gündelik yaşam, iş hayatı, sanat dünyası, siyaset… Her yer sınırlarını bilmeyen insanlarla dolmuş haldedir. Üstelik memleketimizde nerede durması gerektiğini bilmeyen sadece insanlar değildir, kurumlarımız da had hudut konusunda pek problemlidir.

Biz, bu sorunu, genellikle başkasına yönelik saygısızlık boyutu ile algılarız. Gözden kaçırdığımız nokta ise had bilmezliğin aslen kişinin/kurumun kendi sorumluluklarından uzaklaşması ile ilgili olduğudur. Öyle ya, sürekli başkalarının işine burnunu sokmanız için kendi işlerinizden geriye çok boş vaktinizin kalması gerekir. Gerçekten de üzerlerine vazife olmayan işlere karışan kişiler genellikle kendi ödevlerinin hakkını v...
Devamını okumak için tıklayın

Aydınlık - Aydınlık gazetesi köşe yazarları - Gaffar Yakınca - Gaffar Yakınca'nın son yazısı - Gaffar Yakınca'nın son köşe yazısı - Gaffar Yakınca'nın yazıları - Gaffar Yakınca'nın bugünkü yazısı - Gaffar Yakınca'nın bugünkü köşe yazısı - Gaffar Yakınca'nın dünkü köşe yazısı - Gaffar Yakınca'nın köşe yazısı - Gaffar Yakınca'nın dünkü yazısı - Gaffar Yakınca'nın tüm köşe yazıları - Gaffar Yakınca'nın tüm yazıları - Gaffar Yakınca yazıları