Seyda’nın, bir Kürt dervişinin az bilinen hikâyesi

Nurcan Kaya

3 Aralık 2019

Ne yazık ki yaşarken hak ettiği ama görmediği hürmeti, öldükten sonra da görmedi Seyda.

Ne yazık ki yaşarken hak ettiği ama görmediği hürmeti, öldükten sonra da görmedi Seyda.

Üniversite son sınıf öğrencisiyken tanıştım Seyda’yla; nam-ı diğer Mustafa Gazi’yle. Melik Ahmet Caddesi’ndeki küçük bir binanın birinci katında oturuyordu. Ailesinden birileriyle beraber yaşıyordu o zamanlar. Evin arka tarafındaki bir odada ağırlamıştı bizi. Oldukça ilginç birisiydi. Giyim tarzıyla, davranışlarıyla, konuşma biçimiyle ve yaydığı enerjiyle, bir kere görülünce daima hatırlanacak olan insanlardan biriydi. Başında siyah bir bere vardı. Siyah gömlek ve pantolon giyinmişti. Kolormatik ve iri camları olan eski moda bir gözlük takıyordu ayrıca. Çok sonra fark edecektim Seyda’nın hangi mevsimde ve nerede olursa olsun yalnızca siyah giysi giyindiğini; Kürtlerin yaşadığı zulmü bu şekilde sessizce protesto edip kayıplarının matemini tuttuğunu.

Şarkı söylemeyi sevdiğim için onunla tanışmamı istemişti arkadaş...
Devamını okumak için tıklayın